İlk doğdun gün gibi sarılandır ANNE

Güncel | Yazar: Melis MORSALLI | 15:02 3 Yorum »

Anne olmak,

Paylaşmaktır. Kendi bedenini paylaşmakla başlar aslında. Yediklerini, içtiklerini.. daha kendinin bile emin olmadığı duyguları. Artık yüreğinin yarısını bir yaşayana bırakmaktır.

Sonra hayatını paylaşmakla devam eder günler. Bitmez bir bağdır. Fedekarlıktır. Eskimeyen, bitmeyen bir sevgidir çocukla – anne arasındaki bu sevgi. Çocuğa sarılmaktır anne olmak. Çocuğunu sevmektir. Hayatı ; çocukları büyüdükçe – yeniden öğrenmektir. Unuttuklarını yeninden yaşamak hatta yaşamı yeniden öğrenmektir.

Bir zaman dilimin de çocukluğunu yakalamaktır. Oyunlar oynamak, resimler yapmak, yeniden okumaktır. Sorumlulukların ağır geldiğinde; uyuyan çocuklarını sevgiyle sarılmaktır. Yorgunluğunu, stresini hatta bazen hayata kırgınlığını bile unutmaktır çocuklarına sarıldığında.

Açlığını unutup çocuğunu doyurmaktır. O yedikçe kendisi doyandır anne. Çocuklarının elindeki, dizindeki bir çiziği , yüreğinde kızgın bıçak yarası gibi hisseden yürektir anne..

Anne .. anne olmak bir bilinmezdir..belki de.. Kısacık olduğunu söylediğimiz hayatımızda , uzun bir sevgidir “ANNE” olmak.

Anne varglığını hissetmek,

Yorgunluğun ayaklarını sızlatmaya başladığında koşa koşa eve giderken, evin ve çocukların için yapacaklarını planlarken yüreğinden geçendir “anne” ..

Bütün evin işini bitirmiş, gece sesizliğinde toplarken mutfağını sırtına gelen serinliği hissedip kendi hırkasını verendir anne..

Çocunu , kendini yani canını bırakacağın tek kişidir anne. Hayatın bir tuhaf koşturmasına , geçim sıkınıtısı adı altında bir yaşam yüzünden kendini kaptırırken, sana gösterdiği sabrın katlarını senin çocuğuna verendir anne..

Evinde yemeğini yaparken, tüm yorgunluğunu hatta belki de varsa kızgınlığını bile unutup –hadi bir koşu bırakayım – diyipte bir tencere yemeği evine bırakandır anne..

En sıkışık dar vaktinde “haa annem halleder” diye içinden geçtirdiğindir anne..

Sen ne alınganlıklar,unutkanlıklar bazen saçma sapan hırçınlıklar yapsanda sana ilk doğduğun gün gibi sarılan tek insandır anne..

Velhasıl, bitmez bir yoldur anne olmak.. annesi ile var olmak..

Annesi olmayan tüm çocukları ve anne olmayan tüm kadınları da unutmayarak..

Tüm anneler ile beraber, benim için önemli olan manevi canım annelerimin gününü kutluyor, hepinizi sevgiyle öpüyorum.

Melis Morsallı 09.05.2012

Selin Lal 1 yaşında,

Yaşam | Yazar: Melis MORSALLI | 11:54 Yorum Yok »

Sabah uyandığında annen seni hazırlamaya başladı. Öğle vakti olacak parti için.. Hatta ben odaya gelip sana komiklikler yaparak “eee güzel kızım.. bir parti hazırlıyoruz. Bize katılmak ister misin?” diye sordum. Öyle ya.. Bu senin doğum günü partindi.. Biz hepimiz, yemekler,süslemeler ve süslenmeler için epey zaman harcarken.. Sen daha bunları anlayamayacak kadar küçüksün..

Senin ilk doğum gününle ilgili birkaç satır yazacağım.. Yıllar sonra senin parti gününü bilmen ve benimde.. okudukça hatırlamam için.. Sen büyürken biz gerilere doğru gideceğiz zira.. Unutmak istemediğimdendir zaten hayatımda güzel günleri yazma isteği..

Amcanlar, Artvin’den yola çıktılar. Mart ayı.. Oralardaki kar kalkmamıştı. Yollar buz tutmuş. Uçak öğlen vakitleri kalkacak. Öğrendiklerimiz.. Telefon konuşmaları.. “Yetişirler inşallah” diye kurulan cümleler..

Biz halanlar olarak geçen seneden bir bilet alıp , sonraki hafta anneninde aldığı bilet olmak üzere üst üste iki hafta sizdeydik. Muhtemel senelerce bunu konuşacağız.. Annenin ve babanın arkadaşları, dayın, anneannen herkes hazırlanıyordu anlayacağın.

Baban gelenlerin aç kalacağı endişesini yaşadığından anneannenin yaptığı lezzetti yemeklerin yanına birkaç çeşit daha eklemişti. Senin 11 gibi uyuman gerekiyordu. Parti 2 de başlayacağı için uykunu almış, dinlenmiş huzurlu bir bebek olarak davete katılman için. Amcan,Beril yengen ve kuzenin Nisan seni oyalama faslına başlamışlardı. Meltem halan ve anneannen mutfakta, mutfağı toparlama,organize işleri ile meşgul oldu. Ben sofraya götürecekler ile ilgilendim..

Annen seni uyuttu. Baban , amcan ve ben evde süslemeleri yerleştirdik.Unutmadan o gördüğün tüm bolanları Beril ve ben şişirdim. Baban sonlara yetişti. Durumu kurtardı gibi bir durum oldu..

Hava ılık. Bahçeye hazırlanan masalar , üzerlerine örtülen örtüler. Sofraya gelen yemekler. 1.yaş peçelerin, süslü sepetinin içine konan çatallar,bıçaklar,1 yaş tabakların.. Annen o kadar özenle seçmişki hepsini.. Helyum balonun bile vardı salonun ortasında kocaman..

Sonra uyandın. Baban geçen hafta yurt dışından gelirken sana çok güzel bir elbise almış. Onu giydirdi annen. Saçların o kadar az ve incecikki küçüğüm , usulen bir iki toka takabildim. Kuzenin Nisan’ın saçlarını ördüm. Örerken bir gün senin saçlarını da böyle örerim diye geçirdim içimden.

Yedik, içtik.eğlendik.. Seninle.. Senin doğum gününde. Sen huzurlu ve cıvıl cıvıl bir çocuksun. O kadar kalabalık, çocuk olmasına rağmen zaman hepimiz için huzurla akıp gitti. Annen ve Babanın tüm arkadaşları, onların çocukları gülerek ayrıldı senin partinden.

Akşam güne sarılıyordu artık. Sen gece uykuna daldın. Bizler günün kahramanı uyuduktan sonra sohbete daldık. Birkaç saat önce çekilen resimlere baktık bilgisayardan. Hepimiz mutluyduk güzelim. Seninle. Bu günü seninle yaşamaktan. Her doğum gününün sonunda böyle huzurla olalım.

Baban eşsiz ses tonuyla annenle nasıl tanıştıklarına dair zamanları anlattı. Pek güzeldi.. Zaman.. hayat.. gece..
Gecenin diğer kahramanı annenle babanın tanışmalarına damga vuran “Zuzu” adlı votkaydı.. Keyifle içtik Zuzu ‘ yu .. Babanı ve anneni dinleyerek..

Uyumak için merdivenleri çıkarken, içimde şarkılar çalıyordu. Yüzüme bir gülümseme yerleşmiş içimde bir huzur vardı yatarken.. Hayat buydu.. Ve benim için hayata “bir teşekkür”zamanıydı.

Küçük güzel kızım, birkaç satır işte.. zamana hatıra kalsın diye.. İçimden yazdıklarımı da kağıda dökmek istesem inan sayfalar tutar.. Diyebileceğim tek şey..

Sen iyiki doğmuşsun. Baban ve annen’le , tüm ailenle.. bir ömür mutlu ol çocuğum. Her yaşın sana iyi günler getirsin. Seni çok seviyorum Selin’ciğim.. Selin Lal ‘ciğim…

Melis Morsallı 09.03.2012

Ara

Güncel | Yazar: Melis MORSALLI | 18:23 Yorum Yok »

Koşturmaların arasında dostlarla buluşup geçirilen birkaç saati hayat içinde “ara” olarak değerlendiriyorum. Emekli olmuş Arzu arkadaşım ve hala benim gibi çalışıyor olan sevgili Hande’ciğimle Cuma günü Kadıköy’de buluştuk. Ama en çok çalışan Hande aramızda. 2 saat geç geldi buluşmaya..

Hafif serin bir hava vardı. Ayaklı ısıtıcı ve sırtımıza alınan şallarla dışarıda oturmak çok keyifliydi serin havaya rağmen. Özlüyor insan hem şöyle hafiften ısınınan havaları ve dostlarla beraber olunan zamanları. Arzu “ne yapıyorsun buluşalım mı” diye mesaj atınca hemen atladım ve sağlam bir organizasyonla beraberdik. Önce sordum “sana hangi zaman uyar “diye.. “Ben emekliyim bana her vakit uyar.. sizi bakın zamanınıza ” dedi Sevgili Arzu. Şu emeklilik ne güzeldir .. biz de olacak mıyız bir gün …Hande çok yoğun olduğu için döktüğüm diller neticesinde hafta sonu yoğun olduğundan Cuma akşamına aldık buluşmayı.

Epey zaman olmuştu görüşmeyeli. Hepimiz yoğunduk ve çok çalışıyorduk. Koşturuyorduk ya.. o yüzden.. Sohbet ettikçe.. zaman , yanımızda içtiğimiz su gibi akıp gitti. Arzu’nun Çeşmedeki o güzel evinden.. bahçesinden…bahçesinde yetişen baklalardan.. yazın en güzel günlerini orada karşılamasından.. İstanbul’a gelince bazen buranın koşturmasından ne kadar yorulduğunu konuştuk. Sevgili Hande gelince tabi O’nun hayatında olanlardan. İşlerden.. yoğunluğundan.. maillerine , mesajlarına gece yarısı bile cevap verdiğinden, çocuklarından .. benim hayatımda olanlardan.. üzüldüklerim, sevindiklerimden.. gündem de olan olaylardan.. değişen hayatlardan..herşeyden anlayacağınız…

Yemek yediğimiz yerin artık kapanıyor olduğunu fark ettik bir ara.. Kahvelerimizi içtik. Yine görüşmek üzere diyip ayrıldık.

Bu akşam bana çok iyi gelmişti. Her iki arkadaşımı da çok özlemiştim. Gecenin ana fikrini söylerek ayrıldık birbirimizden.

Birincisi ; Hande’nin sevgili oğlu sanatla ilgili Tiyatro’ya gönül vermiş.. Bir insanın hayatında eğer yeteneği neye var ise yapacağı en iyi meslek “sanat” ile ilgili bir dal dedim.

İkincisi de; sık sık telefonlara gelen mail ve mesajlardan yola çıkarak

İkincisi de; sık sık telefonlara gelen mail ve mesajlardan yola çıkarak
İş hayatı insan hayatında bitmez. O’nun sınırlarını çizmek elimizde. Öğrendiğim bir şey var ki; sen ne yaparsan yap her şey olacağına varıyor. Ve her iş bir şekilde devam ediyor. Bu yüzden insanoğlu , iş hayatında kendi hayatı için yaşamaya vakit kalsın diye sınırlarını çizmek zorunda derim.

Ve eğer bu koşturmaların içinde kendi hayatımızda “ara” lara zaman vermez isek; kimseyle görüşemeden geçer gider zaman . Yine bir “ara” da buluşmak üzere..

27.02.2012 Melis Morsallı

Ayrılık

Şiir | Yazar: Melis MORSALLI | 16:43 Yorum Yok »

Ben ayrılık nedir biliyorum..
Biliyor yüreğimde !

Yağmurlu bir akşam üzeri
Sımsıkı tuttuğum elinden ,
Mavi gözlerinden, kırlı saçlarından ayrıldığımı..

Bir kış günü rüzgar yüzümü acıttığında anladım
Ne ellerin vardı yüzümü ısıtan,
Ne gözlerin vardı yüreğimi saran,

Melis Morsallı 16.02.2012

Sensiz Günler

Yazı | Yazar: Melis MORSALLI | 18:10 Yorum Yok »

-Böyle yapmamalısın , toplarlamalısın artık kendini..bırakma kendini.. diyorum ama gördüğün gibi Aytenciğim.. bir nebze iyileşme yok.. bu kadar olur mu? Tamam hepimiz bir yakınlarımızı kaybediyoruz.. ama artık kendine gelmesi gerek..
Ayten yerinden kalkarak umuzunda şalı düzeltip çay bardaklarını toplamaya devam etti. Bir sürü insan gelip gitmiş ve evi toplamak gerekliydi. Hala sitemleri devam eden şekilde sözlerini sarf edecekken Sema atıldı söze…
-İyi de hayatım.. sen bilmez misin O’nun ne kadar derinlerde yaşadığını.. hep böyleydi.. çocukluğundan beri.. O’nu da anlamak lazım.. kolay değil.. sen çabuk unutursun bir başkası unutmaz.. Lütfen sen de hırpalama kızı.. Bırak.. biraz kendi haline bırak..
Oysa;
Tüm konuşmaları duyuyordum yattığım yerden. Her konuşma kafamda birbirini kovalayan düşenlere açılıyor ve beynimin içindeki uğultuyla öylece yatmaya devam ediyordum. İçimden sayfalarca yazı yazıyordum. Göz yaşlarım benim değildi artık. Yüreğimin hükmettiği akan yaşlardı. Öyleki yastğımın ıslaklığı rahatsız ettiği için sürekli alt üst ediyordum. Serinlik biraz olsun yüzüme iyi geliyordu yarı açık camdan. Tül incecik salınıyordu. Saçlarımın üzerine vuran hafiften güneş biraz olsun yüzümü ısıtabiliyordu. Yüreğim bir fırtanın içindeydi çünkü. Buz tutmuş kalbimden akmıyordu kan.Yüreğim bir kasırganın kollarında; oradan oraya vuruyordu. Cansız gibi olmuş bedenimle yatıyordum öylece.Yatağımda.Bir zamanlar elimi uzattığımda seni bulduğum yatağımızda.Şimdi kolumu bile uzatamıyorum. Bir uçurumdu zira yatağımın biraz ötesi benim için. Sınırlarım belliydi. Biraz yana dönecek olsam düşüverekmişim gibi geliyordu. Sen de yoktun..

Bilmezler yüreğimdeki yalnızlığımı. Bu yalnızlığımı hiçbir şeyin saramayacağını. Zaman belki ince bir kabuk örebilir.. Belki biraz olsun kurutabilir üzerini.. ama içi hep sıcak kalacak bir yara. Bilmiyorum belki de yaramı iyileştirmek seni iyice kaybetmek mi olacaktı?

Seni ilk tanıdığım yılların heyecanı.. düşünmek.. seni düşünmek..o heyecanı hissetmek.. çocukça bir telaş yüreğimde.. pır pır bir yere konayaman kelebek misali.. seni gördükçe yüzüme basan ateş şimdi hissettiğim hüznün ateşinden çok uzaklarda oysa..

Kalbimin sesi, ellerimin teri ve dudaklarımdaki kırmızı ateş.. hepsi sana aitti. Seninle büyüdüm.Seninle olgunlaştım. Hırçın çocuk hallerim seni özlediğimdendi. Seni çok sevdiğimdendi. Sonra sen gördün beni.Sevdin. Hayatlarımız şimdi gözyaşlarımla gezindiğim bu evde birleşti. Sen evin her yerindeydin. Şimdi dokunduğum her şey sen .. her yerde sen…

Bu yüzden.. tüm hayatım.. hala seninle dopluyken bundan sonrası nasıl geçecektir ey yüreğim.. ben bu sorunun cevabını bulamaz, bilemezken dışarıda konuşanlar, konuşulanlar nasıl bitecek.. nasıl geçecek yüreğimdeki bilinmezlik.

Üzerime vuran rüzgar üşütüyordu beni..ne gün bitiyordu ne gece bitiyordu benim için. Zaman birbirine karışmış gibiydi. Senden arta kalan sensiz günlerimi karşılamak için yorganı çektim üzerime. Sıcak.. Yüzümde gezdirdim ellerimi. Sildim yine göz yaşlarımı. İyice gömüldüm. Yorganıma yastığıma..Tıpkı Sen sarılmışçasına… duyuyordum hala salondaki konuşmaları.. Birazdan sabah olacaktı .. bilmiyorum belki de akşam oluyordu.. Bildiğim, zaman hep seni yaşayarak ve daima seni severek geçecekti..

Melis Morsallı 14.02.2012

Notlar – Ocak.12

Notlar | Yazar: Melis MORSALLI | 13:25 Yorum Yok »

Hayat bazen.. sevdiklerinden samiyetle , içtenlikle sana gönderilen iki satırda gülümser.. işte bu anlarda unutma.. hayat her yaşanan olumsuzluğa rağmen güzeldir.. :)

Babasının kollarında uyuyan küçük kız çocuğu olsaydım.. şimdilerde.. hayatın bu kadar zor , acımasız, üzüntülerle, yarınına güvensiz bakacak,adaletten uzak,hakkını arayamayacağını,sevgilerin,vefanın,bağlılığın kaybolacağını öğreneceğim uzun yıllar olsaydı.. ya da hiç öğrenemeyip öyle kalsaydı zaman..Çocuklarım sizi çok seviyorum..Ege,Defne,Aslı,Selin ve Aras..

Küçük bir çocuk.. servise binen kardeşinin arkasından ağlıyor.. annesi onu teselli ediyor. Kardeşi okula gidiyor o gitmiyor daha belli … “gitmesin.. ben ondan ayrılmak istemiyorum anne” diyor gözyaşlarıyla…
Arkadaşımın güzel kızı Defne.. tatilde ilk defa tanıdığı Eren ‘den ayrılırken üzülüyor.. O’nu bir daha ne zaman göreceğini sorup duruyor…
Ortaokuldayken müzik öğretmenim beni kardeşimin yanında oturduğum sıradan ayırıp bir arka sıraya oturtmuştu.. çok üzülmüştüm.. sonra dayanamayıp yine yanına oturttu..
Şimdi büyüdüm.. En büyük ayrılığı seni kaybedince anladım.. seni hiç unutmadım.. doğru veya yanlış.. sana olan sevgime sahip çıktım her zaman.. tüm kalbimle seni sevgiyle anıyorum….

ne çok zaman olmuş .. rüzgar vurunca yüzüme anladım.. yüzümün üşümüşlüğünü ısıtmayalı ellerin.. yüzümü acıtan rüzgar bir de yüreğime oturunca anladım.. sıcacık yüreğinle kucaklaşmayalı ne çok zaman olmuş..
artık sitem etmiyorum.. üzülüyorum .. sadece üzülüyorum artık…

Zaman da neymiş… kayıp gidiyor, götürüyor diye herşeyi.. kahır mı edeceğim kendime.. Ne zaman ne kaybolup gidenler her ne ise.. unutturabilir mi seni bana.. silebilir mi yüreğimden sana olan aşkımı.. sevgimi.. Zaman… neymiş ki?

bir şarkı çalıyor yüreğimde notaları sen, sözleri gözlerin , sesi sana olan özlemimindir..
gözlerimdeki ağırlık, kollarımdaki yorgunluk, bir bilinmez çocuk huysuzlugum … seni özlediğimdendir..

Kaybetmek

Yazı | Yazar: Melis MORSALLI | 16:06 Yorum Yok »

Seni kaybedeceğim duygusu.. biliyorum yersiz şimdilerde belki de.. bir şekilde beynime yerleşen düşünce… yüreğime bir çizik bıraktı.. sonrasında.. öyle acıdı ki canım.. sarıldım sımsıkı sen uyurken sana.. sabahları hatıralarıma.. unutmak istemediğim tüm zamanları not aldım..

Çelimsiz bir kız çocuğu duruyor  karşımda.. göz pınarları dolu dolu.. sana yazdıkça, sana sarıldıkça, seni  gördükçe büyüyor.. büyüyoruz.. Seni  kaybedeceğim korkusu.. geçmeyecek biliyorum.. sevgin gibi.. yanıbaşımda gibi.. seni severek.. sana sarılarak.. seni yaşayarak yüreğimdeki çiziğe rağmen ….

Melis Morsallı 30.01.2012

Seni Düşündüğümde

Şiir | Yazar: Melis MORSALLI | 14:06 3 Yorum »

Seni düşündüğümde.. ya da sen düştüğünde aklıma.. içimde kemanlar çalıyor.. etek uçları fırfırlı, saçları arkadan toplu o küçük kız çocuğu dans ediyor.. Her notasını kurşun kalemle çiziyorum yeniden.. yüreğimdeki müzik defterime.. bilmediğim notaları öğreniyor yüreğim.. aynı şarkıları söylüyor o küçük kız.. gülücükleri yüzünden gül yaprakları gibi düşerken.. ellerini uzatıp sana doğru koşuyor.. hep sana dönük yüzü.. koşuyor.. koşuyor.. seni severek.. ve daima seni özleyerek…

Seni düşündüğümde.. bu hayal .. bu yazmaya çalıştığım hayal.. beni besliyor.. içimdeki çocuğu gülümsetiyor hayata karşı.. seninle mutlu olarak.. seni düşündüğümdendir şimdi de yüzüme yerleşen bu incecik gülümseme.. seni sevdiğimdendir bir de yanaklarımın al al oluşu.. ey hayat.. seni seviyorum..

Melis Morsallı 18.01.2012